Month: Haziran 2020

Aylar: Haziran 2020

Detoks Nedir ?

Herkesin detoksa ihtiyacı vardır. Yaşam tarzı ve kişisel ihtiyaçlara göre belirlenen programlar, kişilerin kendini daha zinde ve canlı hissetmesine yardımcı olur. Ancak bazı durumlarda vücut detoksa ihtiyacı olduğuna dair belirtiler verir:
Sırt ve eklem ağrıları, baş ağrısı, boyun tutulması
Sık sık soğuk algınlığına yakalanmak, boğaz ağrısı, burun kaşıntısı, bağışıklık sisteminde güçsüzlük, öksürük, göğüs hırıltısı
Halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, sinirlilik, baş dönmesi, uyku hali, değişken ruh hali, depresyon, uykusuzluk, anksiyete
Deri döküntüleri, deride kızarıklık, gözlerde irritasyon
 Hazımsızlık, bulantı, ağız kokusu, kabızlık, ateş
Ancak detoks programı yapmadan önce mutlaka bir doktora danışılmalıdır. Özellikle diyabet, böbrek ve yüksek tansiyon hastalarının ve hamilelerin bu tarz beslenme programlarına dahil olmamaları önerilir.

Hamilelikte Beslenme

Anne adayının yaşına, boyuna, yeme alışkanlıklarına göre hazırlanan beslenme programı hamilelikte kilo kontrolü sağlanması açısından önemlidir.
Günlük olarak alınan enerjinin yaklaşık %12-15’i proteinlerden, %25-30’u yağlardan ve %55-60’i de kompleks karbonhidratlardan sağlanmalıdır.
Basit karbonhidrat olarak adlandırılan şekerin tüketimi sıfıra indirilmelidir.
Hamilelikte beslenme kişiye özel olmalıdır. Anne adayının beslenme durumu ve varsa hastalıkları saptanmalıdır.
Günlük 150-200 kalorilik enerji içeren besinler beslenme programına eklenmelidir.
Anne adayının damak zevkini değiştirmeden doğal ve organik gıdalara yönlendirilmelidir.

Duygu Durum Ve Beslenme İlişkisi

Tüketilen besinler vücudun metabolik enerji gereksinimini sağlamakla birlikte zihin ve bilişin de dahil olduğu birçok beyin fonksiyonlarını etkilerler. Besinler ve beslenmenin duygu durumu ve davranışları etkilediği hem fiziksel hem de duygusal iyilik haline katkıda bulunduğu görüşü giderek daha çok kabul görmektedir. Bundan başka, duygu durumu da bireyin ne tür besinleri tüketeceği yönündeki seçimlerini ve kararlarını etkilemektedir. Çeşitli besin ögeleri yetersizliğinin sadece bilişsel fonksiyonlarda zayıflama ve depresif ruh haline yol açmakla kalmayıp, saldırgan davranışların sergilenmesinde de etkili olduğu bilinmektedir.
Çalışmalar deprese bir duygu durumunun sadece motivasyon ve bütünüyle yaşam kalitesini bozmakla kalmayacağını aynı zamanda obezite komplikasyonları riskini de artıracağına işaret etmektedir.

Vegan/Vejetaryen Beslenme

Vegan/Vejetaryen diyetinin en önemli sorunu B12 vitamini ve protein eksikliğinin yaşanma olasılığının olmasıdır.
Vejetaryenler ağırlıklı olarak bitkisel protein tüketmektedirler. Elzem aminoasitler ise, et dışında yumurta, soya fasulyesinde, süt ve süt ürünleri bulunduğundan lactoovo, lacto ve ovo vejetaryenlerde protein konusunda ciddi sağlık sorunları yaşanmamaktadır.
Vejetaryen bir anne ve anne sütü ile beslenen 6 aylık bir bebekte görülen nörolojik sorunlar ve B12 eksikliğinden söz edilmektedir. Emzirme dönemindeki vegan/vejetaryen olan annelerinin vitamin eksikliği için takviye almaları, beslenmelerine dikkat edilmeleri ve tıbbi açıdan yakından takip edilmeleridir.
Vegan/vejetaryen beslenmenin omnivor (hepobur) beslenmeye göre daha sağlıklı olduğu söylenebilir. Ancak burada önemle üzerinde durulan noktanın sağlıklı ve dengeli beslenmenin planlanmasıdır. Aksi halde bireylerde vitamin eksikliği özellikle de B12 eksikliği, anemi, çocuklarda gelişim geriliği, bireylerin hayvansal ürünlerden sakınma gerekçesi ile karbonhidratlara ağırlık verilmesi nedeniyle obezite, kalp-damar hastalıklarına yatkınlık gelişebilmektedir.

Intermittent Fasting (Aralıklı Oruç) Nedir ?

Intermittent fasting diyeti, güne başladığınızda düzenli beslenme rutininizden önce, belirli bir süre gıda alımından tamamen veya kısmen kaçınmayı içermektedir.
Bazı araştırmalar; halk arasında oruç diyeti olarak da bilinen bu yeme yönteminin zayıflama, daha iyi sağlık, yağ kaybı ve uzun ömürlülük gibi faydalar sunabileceğini düşündürmektedir. Bu diyet yanlısı olan kişiler; aralıklı oruç programının geleneksel, kalori kontrollü diyetlere göre daha kolay olduğunu iddia etmektedirler. Ancak, her kişinin intermittent fasting deneyimi bireyseldir ve farklı stiller farklı insanlara uyacaktır.
Kısaca İntermittent Fasting diyeti doğru planlandığında ve bireyin bu diyetle sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturması durumunda olumlu sonuçlar vermektedir. Yalnız unutulmamalıdır ki beslenme programı kişiye özel olmalıdır. Zayıflamanın veya sağlıklı yaşamanın tek bir yolu yoktur.

Ketonejik Diyet

Sağlıklı ve dengeli beslenme için olması gereken düzenden oldukça farklı besin içeriklerine sahip olan ketojenik diyetler sağlık açısından birçok olumsuz etkiye neden olabilir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir: Kanda artan keton cisimcikleri nedeniyle ketozis tablosunun oluşabilme ihtimali mevcuttur.
Açlık tablosunun geliştirildiği ketojenik diyetleri uygulayan kişilerde vücut kendini açlığa adapte edebilmek adına metabolizma hızını yavaşlatma eğilimine girer. Bu da diyet sonunda yavaşlamış bir metabolizma hızı ve buna bağlı olarak diyetin bırakılmasını takiben verilen kiloların tümüyle geri alınması şeklinde sonuçlara neden olabilir.
Çok büyük bir kısmı yağlardan oluşan ketojenik beslenme planlarında lifli besinler yok denilecek kadar azdır. Bu durum kabızlık başta olmak üzere birçok bağırsak problemini beraberinde getirir.
Yüksek yağlı beslenme, yağlardan enerji elde edilmesine bağlı olarak kanda dolaşan serbest yağ asitlerinin miktarının artması ve yetersiz posa alımına bağlı olarak kolesterol ve diğer kan lipitlerinde artış görülür ve bu durum kalp ve damar hastalıkları açısından oldukça büyük risk oluşturur.
Ketojenik diyetler karaciğer üzerinde ağır bir yük oluşturur. Bu nedenle bu diyetler kesinlikle uzun süre devam ettirilmemeli ve karaciğerinde herhangi bir hastalık bulunan kişiler karaciğer yetmezliği gelişmesi gibi risklerden korunmak adına ketojenik diyet uygulamamalıdır. Diyete başlanmadan önce karaciğer enzimlerinin normal sınırlarda olup olmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.
🥗 Beynin temel enerji kaynağı glikozdur. Bu nedenle ketojenik diyet yapan kişilerde karbonhidrat dışı kaynaklardan dolaylı yoldan glikoz elde ediliyor olmasına bağlı olarak bilişsel fonksiyonlarda yavaşlama ve gerilik gözlenebilir.
🥗 Yapılan bazı bilimsel araştırmalarda ketojenik diyetlerin de içerisinde yer aldığı düşük karbonhidratlı beslenme programlarından herhangi birini uygulayan kişilerde kalp ritim bozukluğu gelişme ihtimalinin normal beslenen kişilere oranla daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu nedenlerden dolayı ketojenik diyet, yalnızca hekim tarafından uygun görüldüğü, başka seçeneğin bulunmadığı durumlarda sürekli olarak kontrol altında tutulabilecek hastalara uygulanmalıdır.



Aşk Zayıflatır mı ?

Fonksiyonel beyin görüntüleme çalışmaları (PET Scan) sadece partnerlerine aşık olan kişilerde dopaminerjik sistemin aktifleştiğini ve ödül merkezinin uyarıldığı gösterilmiştir.
Partnerlerine aşık olmayanlarda aynı durum gözlenmemiş. Demek ki aşk ödül mekanizmasını uyarmak için yemeği gözden düşürebiliyor.

Aşk yemekten daha büyük bir ödüldür.

Kilo alan evliler bir açıklamaya ihtiyaç duyarlarsa bu çalışmaya katılan çiftlerin ilişkilerinin erken dönemlerinde olduğunu belirtmek gerekir.